Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

15-16 Haziran Marşı
düş değil bu hayal değil he hey be hey
yüzbin dev işçim kalktı yürüdü.
kokuşmuş düzene sahip çıkanın
alnın çatına baktı yürüdü yürüdü yürüdü....

nasırlı elinde gürz gibi kini,
güneş tepesinde kızıl bir sini,
sağır beyinlere ayak sesini sesini sesini
paslı çivi gibi çaktı
yürüdü yürüdü yürüdü
yürüdü yürüdü yürüdü

yeter demek için patron karına he hey be hey
dev adımlar selam yazdı yarına he hey be hey
işbaşından cadde ortalarına
kükreyen sel gibi aktı
yürüdü yürüdü yürüdü
yürüdü yürüdü yürüdü

çıplak ayaklısı, yanık döşlüsü he hey be hey
işten atılmışı, keser dişlisi he hey be hey
sakatı, hastası, genci, yaşlısı yaşlısı yaşlısı
evinden dışarı çıktı
yürüdü yürüdü yürüdü
yürüdü yürüdü yürüdü

o barış yerine kavgayı seçen,
alnının terini su diye içen,
kıyıda köşede eline geçen
demiri iki kat büktü
yürüdü yürüdü yürüdü
yürüdü yürüdü yürüdü

hak almaya adamıştı özünü,
görmeye değerdi o sert yüzünü,
yıllar yılı kapatılmış gözünü gözünü gözünü
iki ateş baktı
yürüdü yürüdü yürüdü
yürüdü yürüdü yürüdü

yürüdü he hey be hey
yürüdü he hey be hey
yürüdü he hey be hey

yürüdü

 

“Herkese Demokrasi” 

İşçiye 15-16 Haziran’ı Anmak Yasak!

     15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişini 40. yılında anmak üzere Kadıköy Özgürlük Parkı Amfi Tiyatroda Aka-Der, Kaldıraç, İşçi gazetesi, Özgür Eğitim Platformu ve Özgür Lise tarafından bu yıl 8. si düzenlenen,“15-16 Haziran ruhuyla geleceğimizi kurmaya” isimli işçi etkinliği gerekli tüm izinler alınmış olmasına, tüm prosedürler tamamlanmış olmasına rağmen, etkinliğin başlamasına saatler kala, Kadıköy Belediyesi tarafından emniyetin kendilerine telkinde bulunduğu belirtilerek ve 11 askerin ölümü gerekçe gösterilerek iptal edilmek istenmiştir.

      Tertip komitesi tarafından bir eğlence etkinliği yapılmadığı belirtilerek bu talep kabul edilmediğinde ise parkın, amfi tiyatronun elektriği kesilerek, ses düzeni geri çekilerek etkinlik sabote edilmeye çalışılmıştır.

      Bu koşullara rağmen etkinlik mum ışığı altında, programdaki sanatçıların ve direnişteki Tekel, UPS Kargo, Sabiha Gökçen Havalimanı, İSKİ,  İtfaiye, Esenyurt Belediyesi işçilerinin katılımıyla ve protestolarla gerçekleşmiştir.

      Şimdi bizler soruyoruz; kendi çocuklarına oturdukları evin kapısında askerlik yaptırıp, halkın çocuklarını ölüme gönderenler, her daim savaş naraları atanlar, barışı, halkların kardeşliğini ağzına almayanlar, neden eğlence yerlerindeki eğlenceleri iptal etmediniz?

      Neden aynı gün Serdar Ortaç, Funda Arar konserleri, Efes Pilsen festivali, televizyonlardaki vur patlasın çal oynasın programları  iptal etmediniz de bir işçi etkinliğini iptal ve sabote girişiminde bulundunuz?

      Biz işçiler, emekçiler ve bu mücadeleye gönül verenler her zaman yoksul halk çocuklarının savaşa sürülmesine karşı çıktık ve halkların kardeşliğinden yana olduk, savaştan yana olanlar ise işçi düşmanlığı yapmaya devam ettiler.

      İşçi sınıfına karşı açıktan yaptığınız bu saldırı işçi sınıfının bugüne kadarki kazanımlarına, aynı zamanda işçi sınıfı mücadelesinin yanında saf tutanlara karşı da yapılmış bir saldırıdır.

 Bu saldırı, ırkçı ve milliyetçi jargonla sınıfı ve halkları sindirme politikasıdır.

Ancak bilinmelidir ki, şovenizmi geniş toplum kesimlerine yayarak yeni yöntemlerle yürüttüğünüz bu saldırıya yanıtı yine biz işçiler, emekçiler, bilim insanı, sanatçı ve aydınlar vereceğiz.

Aşağıda imzası bulunan kişi ve kurumlar olarak, bu sabotajı organize eden bu ve benzeri saldırıların sorumlularına karşı her alanda mücadele edeceğimizi, sessiz kalmayacağımızı bir kez daha haykırıyor, Devletin ve Kadıköy Belediyesinin işçi ve emekçi düşmanı tavrını kınıyoruz.  

 

 

                              

Moğollar
 
 


1970 yılında 15-16 Haziran direnişi ile işçi sınıfı sendikalarına, örgütlerine sahip çıkarak saldırıları püskürtmüş, birliğinin gücünü göstermiştir.

Bir yanda Tuzlada ve Zonguldak’ta görüldüğü gibi iş cinayetleri, bir yanda yeni yasalarla giderek yoksullaştırılan, taşeronlaştırma ile örgütsüzleştirilen ve çaresizleştirilen işçi sınıfı. Fakat bu topraklarda ,tarih ve sınıf bilincine yapılan tüm saldırılara rağmen umut hep vardır.Umut İnsandadır.

Bugün gerek Tekel işçilerinin direnişi ve kararlılığı, gerekse 1 Mayıs 2010 da Taksimi Kazanan 300.000 kişi ,bize göstermiştir ki; sınıf mücadelesinin yükseleceği bir döneme girmekteyiz .İşte tam bugün, tam da bu yüzden, bir kez daha 15-16 Haziran direnişini hafızalara kazıyarak, tarih ve sınıf bilincini yükseltmek, ertelenemez bir görevdir.
Bu bilinçle ve umutla;
2010 yılında 8.sini düzenleyeceğimiz şenliğimizde,
Şarkılarımızla, halaylarımızla,
Karanlığı Parçalamak için
O günlerin sıcaklığını birlikte geleceğe taşımak için

Umudu paylaşmak ve büyütmek için
Bu coşkuda buluşalım.

15-16 Haziran 1970’te

ne olmuştu?

Hükümetin Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nda değişikliğe giderek sendikal örgütlenme ve grev hakkının kısıtlamak istenmesi üzerine, sayıları 150 bini bulan işçiler, işyerlerinde direnişe geçti. İstanbul’un her iki yakasındaki işyerlerinin yanı sıra Gebze ve İzmit’ten de yoğun katılımın olduğu ve 2 gün süren eylemlerde yürüyüşler, işyeri işgalleri, direniş ve çatışmalar yaşandı. 5 işçi hayatını kaybetti.2 gün boyunca fabrikalarından çıkan işçiler, İstanbul a doğru yürüyüşe geçtiler.Önlerine çıkan her barikatı bir bir açtılar. Galata köprüsü açılarak işçi kollarının birleşmesi, engellenmeye çalışıldı.Ancak Anadolu İşçi sınıfı hareketinin bu en büyük eylemi Meyvesini verdi VE Yasa iptal edildi.

Önce eylem, sonra hak!

İşçi sınıfı tarihindeki bu önemli günler hafızalarda silik bir anı olarak kalmayacaktır.

Yarınlar bugünden yaratılır ve bugün dünden öğrendiklerimizde hızlanmanın zamanıdır.

Haydi:

15-16 HAZİRAN RUHUYLA

GELECEĞİMİZİ KURMAYA!

         




15-16 Haziran

15 - 16 HAZİRAN'DA NE OLDU?

15-16 HAZİRAN 1970 Anadolu işçi sınıfı tarihinde bir dönüm noktasıdır.
15-16 Haziran 1970 tarihinde İstanbul’da işçi sınıfı, fabrikalardan, işletmelerden, atölyelerden sokaklara taşmış, devletin örgütlülüklerine yönelik saldırısını bu direnişleri ve yürüyüşleriyle geri püskürtmüşlerdir. Devlet, 1963’te yasalaşan sendikalar, toplu sözleşme ve grev yasalarında değişiklik yapmak için görüşmelere başladı. Getirilmeye çalışılan düzenlemelerle, işçi sınıfının devrimci örgütlenmesi olarak güçlenmeye başlayan DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kapatmayı amaçlıyordu. İşçi sınıfı örgütlülüğüne yapılan bu saldırıya yanıt vermekte geç kalmadı ve yasanın görüşülmesi aşamasında sokaklara çıktı.

KISA BİR TARİHÇE
TÜRK-İŞ Konfederasyonu’ndan ayrılan üç sendikanın (Maden-İş, Basın-İş ve Lastik-İş) ve onlara katılan iki sendikanın (Gıda-İş ve Türk Maden-İş) 12 Şubat 1967’de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurmaları ile o zamana kadar topladığı aidat kadar emperyalist ülkelerden para alan ve işverenle her alanda uzlaşmacı tutum izleyen sendikacılığın karşısına gerçek bir sınıf sendikacılığı çıkmıştı. Kurulması üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen işçilerin kitleler halinde DİSK’te örgütlenmeye başlamaları tekelci burjuvaziyi önlemler almaya itmişti. Mecliste AP ve CHP ortaklaşa hazırladıkları bir yasa hazırlamışlar, bunun ile 274 sayılı sendikalar kanunu ve 275 sayılı toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt kanununda değişiklik yaparak, sendika özgürlüğü ile toplu iş sözleşmesi yapma ve grev hakkı dolaylı yoldan kaldırılmaya ve tek bir konfederasyon oluşturarak, DİSK’i işlemez hale getirmeye çalışmışlardır. 1970 Mayıs ayında Erzurum’da toplanan TÜRK-İŞ Genel kurulu’nda Çalışma bakanı Turgut Toker bunu “Yeni değişiklik tasarısı ile DİSK’in canına ot tıkanacaktır” diye izah etmiştir.

DİSK yöneticilerinin bir uyarı heyeti kurarak Ankara’da ana muhalefet partisi CHP’nin genel sekreteri Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Milli Birlik Komitesi senatörleri ile görüşmeleri sonucu değiştirmemiş, tasarı 11 Haziran 1970 günü 32 kişinin katıldığı bir oturumda mecliste onaylanmıştır.


15 Haziran Direnişi

15 Haziran Pazartesi öğle saatlerine doğru binlerce işçi iş bırakarak fabrikalarından çıkmışlar, bir bölümü Topkapı’dan, diğer bir bölümü de Gebze’den yola çıkan Vinlex, Sungurlar, ECA, Otosan, Silvan, Auer, AEG-Eti, Tikbaş, Doğu Galvanez, Arıtaş, Arçelik, Singer, Türk Demir Döküm, Profilo, Rabak, Magirus, Kavel, İşsan işçileri, bir yandan da yolları üzerindeki fabrikalardaki işçileri de davet ederek şehir merkezine doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Daha sonra katılımlar ile 115 fabrikadaki 80 bine yakın işçinin katıldığı bu yürüyüş burjuvazide büyük bir telaş ve panik uyandırmıştır.

16 Haziran: Eylemler Artarak Sürüyor ve Kadıköy’de 3 İşçi Öldürülüyor

16 Haziran günü işçiler daha büyük katılımlar ile fabrikalarını terk ederek İstanbul’un her iki yakasında da şehir merkezine kadar inmişlerdir. Levent’ten yola çıkan Roche, Tekfen, Philips, Arı işçileri Mecidiyeköy’de diğer işçiler ile birleşmişler, Topkapı’dan yürüyen işçiler Cağaloğlu’na varmışlar, iki işçi kolunun kavuşmasını önlemek için Galata ve Unkapanı köprüleri açılmış, vapur seferleri iptal edilmiştir. Anadolu yakasında Otosan işçileri önderliğinde gruplar Üsküdar ve Kadıköy meydanlarına ulaşmışlardır. İşçilerin ellerinde “Sendikalar Kanunu Değişikliğine Hayır”, “Sendika Hakkımız Söke Söke Alırız” gibi sendikalarını savunan pankartların yanında “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi” yazılı dövizler de dikkat çekmekteydi. Kuşdili ve Kadıköy Meydanında açılan ateşler ile 3 işçinin öldürülmesi üzerine, Kadıköy Kaymakamlığı da işçiler tarafından basılmış, Kaymakamlıkta yangın çıkmıştı. Hava kararırken işçiler sessizce dağıldılar.

16 Mayıs akşamı Kocaeli ve İstanbul’da 1 ay süreli sıkıyönetim ilan edilecek, bazı sendikacı, işçi ve gençlik önderleri tutuklanacak ancak davaları beraatla neticelenecektir. En önemlisi Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yapan yasa Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilecek, işçilerin bu eylemdeki haklılığı mahkemelerce de kanıtlanacaktır. Kazanan işçi sınıfı, kaybeden burjuvazidir.

1970’te 15-16 Haziran direnişi ile işçi sınıfı, sendikalarına, örgütlerine sahip çıkarak, saldırıları püskürtmüş, birliğinin gücünü göstermiştir.
Emperyalist yağmayı durduracak, sermayenin saldırılarına yanıt verebilecek tek güç işçi sınıfının örgütlü gücüdür. 
İşçi sınıfı bugün içinde bulunduğu sürece karşı cevabı, tarihini hatırlayarak, tarihini yeniden yaratarak verecektir.
İşçi sınıfına tarihini hatırlatmak, örgütlülükten, birlik olmaktan gelen gücünün etkisini yeniden hatırlatmak için bu yıl 7.sini düzenleyeceğimiz şenlik ile yeniden; 15-16 Haziran Ruhuyla Geleceğimizi Kurmaya! diyoruz.

15-16 HAZİRAN RUHUYLA GELECEĞİMİZİ KURMAYA!

 





Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player








HASAN YÜKSELİR:
“Türkiye işçi sınıfının
muhteşem bir direnişi.
İsçi sınıfının
mücadele tarihinin
en önemli noktası.”

Hasan Yükselir ile 15-16 Haziran Direnişini,
dünü, bugünü, yarına etkinlerini konuştuk...
ropörtaj için tıklayın...

Hasan YÜKSELİR


ALİ ASKER:“15-16 Haziran direnişi işçilerin
kendi haklarına sahip
çıkmalarının, demokrasiyi
güçlendirme istemlerinin
elde edilebilmesi için
verilen, Türkiye’nin en
güçlü işçi eylemidir “
Ali Asker ile yaptığımız ropörtaj için tıklayın...

Ali ASKER


HAKAN DİLMEÇ:
“Tarihimizden güç almak, örgütlülüğün
gelişmesine katkı sunarken, örgütlenme
ve mücadele de tarihimizin geleceğimize
ışık tutmasını sağlayacak.
Tarih, mücadele etmek isteyenlere
ışık tutabilir.”


Röportaj için tıklayın...

Hakan DİLMEÇ